Harry Potter.
7 kitap, 8 film, tam 10 sene.
Hangimiz Hogwarts’tan mektup beklemedik?
Hangimiz asalarımızı elimize alıp sevdiklerimiz uğruna savaşmayı göze almadık?
Ben de dahil olmak üzere, milyonlarca kişinin hayatını değiştiren bir efsaneye yaklaşık bir hafta önce veda ettik. Bu son muydu? Hayır. Harry Potter içimizde yaşayan cesaret, dostluk, aşk ve nefret olarak kalmaya devam edecek. JK Rowling’in resmi sitesi olan, çok yakında açılacak Pottermore, bunun en güzel örneği olmaya aday. Biliyoruz; kimilerimiz Harry oldu, kimilerimiz Ron ve Hermione, Draco, Snape, Voldemort ve daha sayamadığım binlerce kusursuz karakter. Fakat final bölümünde herkesin gözlerinin dolduğu bir bölüm var ki şüphesiz bizi kendine pek çok kez hayran bıraktı. Alan Rickman; Severus Snape, aşkı uğruna her şeyini feda eden adam. Tüm mal varlığını, en önemlisi canını bu aşk uğruna feda etti. Bize öğrettiği en önemli şey şu ki; aşk, yanında olmasa da sonsuza kadar sevdiğini yaşatabilmektir. Onun düşüncelerini hissedip ona göre davranmaktır, yeri geldiğinde. Ve ondan geriye kalan her şeyi, canın pahasına da olsa, can ve başla korumaktır. Snape, Lily’den geriye kalan Harry’yi korumak için canını vererek hepimize mükemmel bir örnek oldu. İçimden bir ses, Oscar ödüllerinde Alan Rickman’ın ödül alacağını söylüyor.
Diğer konu ise Neville’ın cesareti. Neville çok küçük yaşlarda Aydınlık-Karanlık mücadelesinde ailesini kaybetmişti. Bu yaşına kadar hep ürkek biri olarak yaşadı. Son bölümde Voldemort’a çıkışları, Nagini’yi öldürmesi onun aslında ne kadar cesur biri olduğunun göstergesi oldu.
Kısacası bu final herkese, olduğundan daha fazla şey öğretti.
Filmden geriye akılda kalan soru işaretleri oldu. İşte bunlardan bir kısmı;
*Harry Potter’ın ailesi o gece ölmeseydi, kurtulmayı başarsalardı bunca macera yaşanır mıydı?
Elbette ki yaşanmazdı. Eğer kimse ölmeseydi, yıllar sonra Harry Potter, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na sıradan biri olarak gidecekti. Belki de okulda bu kadar popüler olmayacaktı. Savaşlar, maceralar, bunca telaş yaşanmayacaktı. Ateş Kadehi zamanında ismi kadehe atılmayacak ve Cedric Diggory hayatını kaybetmeyecekti belki de. Sadece Cedric değil, Sirius, Lupin, Tonks, Fred ve diğer karakterler.
*Dumbledore bu kadar çok çaba sarf etmeseydi efsane hemen biter miydi?
Evet, eğer Dumbledore’un bu kadar çabası ve fedakârlığı olmasaydı Harry daha çocukken ölürdü. Dumbledore, Voldemort’a olan savaşında sadece canından olmadı, kız kardeşini ve sahip olduğu pek çok şeyi feda etti. O ve Severus Snape en fedakâr karakterlerdi.
*Tüm kötülerin içinde biraz da olsa iyilik var mıdır?
Evet, kötülerin için de iyilik de vardır. Filmde gözümüze çarpan bir diğer konuydu bu, ve sorunun cevabını çok net bir şekilde veriyor; Annelik Duygusu. Draco Molfoy’un annesi Narcissa Malfoy… Voldemort, Harry’yi ormana çağırdığında ikisi arasında düello oldu. Ve Harry yerde yatarken yanına Narcissa gitti, yaşayıp yaşamadığına bakmak için. Harry’ye kendi oğlunun hayatta olup olmadığını sordu. Harry cevap vermek zorunda olmadığı halde cevap verdi. Narcissa Voldemort’a ‘’Harry öldü.’’ diyerek yalan söyledi. Oysa bu yalan ortaya çıksaydı, ölecekti. Fakat o oğlu için ölümden korkmadı. Hem kendi oğlu adına hem de Harry adına büyük bir iyilik yapmış oldu.
*Onca ölüm yiyen en sonunda Voldemort’a sırt çevirdi, özellikle de Malfoy ailesi en sadıklar arasındaydı, ama niye?
Malfoy ailesi şu ana kadar hep çıkarcı oldu. Sadece onlar değil tüm ölüm yiyenler böyleydi. Kim onlara çok şey vaat ettiyse onların yanlarına geçtiler. Para, yaşam, bunlar onlar için çok önemliydi ve Voldemort’ta buldular hepsini. Fakat en sonunda Malfoy ailesinin tek amaçları oğullarını alıp sakin bir yerlere çekilmek oldu. Ve en kargaşalı anı bulup hedeflerine ulaştılar, tüm ölüm yiyenlerle beraber.













Son Yorumlar